|
Bu makale, orijinal olarak, 14-15 Aralık 1998 tarihlerinde H. Ü. Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü tarafından düzenlenen “Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Dersi Yöntem Semineri”nde sunulan bildirinin genişletilmiş şeklidir ve Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, 47 (Temmuz 2000), 615-635'de basılmıştır. Makaleyi okuyarak, geliştirilmesi yönünde önerilerde bulunan Dr. Fatma Acun'a teşekkür ediyorum . |
Özet
Bu makalede, Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi (AİT) dersinde öğrenme verimini dramatik olarak arttıracak İnternet’e dayalı bir sistem tasvir edilmektedir. Makalede, İnternetin Türkiye'de ve dünyada gelişimi ve genel olarak eğitim, özel olarak da tarih eğitiminde kullanılışı ile ilgili arkaplan bilgisi verildikten sonra, İnternete dayalı bir AİT öğretiminin öğrenme verimini nasıl arttıracağına ilişkin örnek bir çalışma gösterilmektedir. Daha sonra ise böyle bir eğitimin yapılabilmesi için bir topoloji ve bu topolojide kendileri için öngörülen fonksiyonları yerine getirebilmeleri için AİT Enstitülerinin yeniden yapılandırılması konusu ele alınmaktadır.
Makalede, anlatılan sistemin bütünüyle uygulanması halinde, bunun AİT dersi öğretiminde bir İnkılap yapılması anlamına geldiği ve bunun da yan ürün olarak, Türkiye'de bilgi teknolojisinin yaygın kullanımına yol açabileceği sonucuna varılmaktadır.
Anahtar Kelimeler: İnternet'e Dayalı Öğretim, Asenkron Öğrenme, İnternet ve Tarih Öğretimi, Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi.
Abstract
This paper describes an Internet based
system of learning which could improve the learning productivity
dramatically in the course, the History of
the Turkish Revolution (HTR). The paper describes firstly, some basic
concepts about the Internet and its development
in the world and in Turkey; and its use in teaching in general and in
history teaching in particular. Secondly, a case study is presented in order
to demonstrate how such a system could improve learning productivity. Lastly,
the paper presents a topology of a system which would make it possible to
carry out such a learning and teaching
activity together with some ideas about restructuring of
the Institutes
of HTR to enable them to perform the new functions required of them in
the system.
The paper concludes that a full implementation of the system would mean
a revolution in teaching of HTR and this would lead, as a by product, to a
widespread use of information technologies in Turkey, which in itself
would be an important development.
Keywords: the Internet Based Teaching, Asynchronous Learning, Internet and History Teaching, History of Turkish Revolution.
Bu
makalede, Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi (AİT) dersinde öğrenme
verimini dramatik olarak arttıracak İnternet’e dayalı bir sistem tasvir
edilmektedir. Bu, öğrenci
merkezli bir sistemdir; sistemde vurgu öğretimde değil, öğrenmededir.
Makale, dört bölüm halinde düzenlenmiştir. Birinci bölümde, İnternet’in
dünyada ve Türkiye’de gelişimi üzerinde kısaca durulmaktadır. İkinci
bölümde, İnternet’in dünyada ve Türkiye’de bir eğitim aracı olarak
kullanımına yer verilmektedir. Üçüncü
bölümde, İnternet’e dayalı AİT öğretiminin (kısaca, Asenkron AİT),
öğrenmede verimlilik artışını nasıl sağlayabileceğine ilişkin bir örnek
çalışma gösterilmektedir.
Sonuncu bölümde ise, Asenkron AİT topolojisi tasvir edilmekte ve bu
topolojide kendileri için öngörülen fonksiyonları yerine getirebilmeleri
için AİT enstitülerinin
yeniden yapılandırılması konusu üzerinde
durulmaktadır.
Bilgisayarların
birbirleriyle veri alışverişi ve ortak iş yapacak
biçimde bağlanması
ile oluşan bilgisayar ağlarının toplamına, İnternet adı verilmektedir.
1990 yılından itibaren dünya çapında yaygınlaşmaya başlayan İnternet,
bilgiye ve bilgisayar kaynaklarına global erişim sağlaması dolayısıyla kısa
sürede hızlı
gelişme göstermiştir.
İnternet’e bağlanma maliyeti düşmüş, güçlü ve kullanımı
kolay programlar, İnternet vasıtasıyla
iletişim kurmayı, bilgi erişim ve yayıncılığı herkese açık
bir imkan haline getirmiştir. Bir İnternet uygulaması olan World Wide Web
(kısaca Web), multi-medya
verilerin (metin, ses, resim, film) tek bir sistemle bütünleşik bir biçimde
yayılmasına ve erişilmesine imkân vermesiyle, İnternet kullanıcı sayısında
ve İnternet’te yayınlanan bilgi miktarında patlamaya yol açmıştır.
Bir araştırmaya <http://www.ripe.net>
göre, bütün dünyada Ocak 1999 itibariyle 8.200.734 İnternet servisi sağlayan
makine (host) bulunmaktadır. Bu sayı, Ocak 1998’de 5.942.491 idi. Demek
ki, bir yılda yaklaşık iki kat artış meydana gelmiştir. İnternet
servisi sağlayan makine sayısındaki artışa paralel olarak, İnternet
kullanıcı sayısında ve İnternet’te kullanıma sunulan bilgi miktarında
da artışlar meydan gelmektedir. İnternet trafiği her 100 günde ikiye
katlanmaktadır. Bu, yıllık %700 artış demektir <http://www.mids.org>.
1999 Temmuz ayı itibariyle dünyadaki İnternet kullanıcıların dağılımı
Şekil 1-2’deki haritada gösterilmiştir.
Bu
haritada da görüldüğü üzere
dünyadaki internet kullanıcıları Kuzey Amerika, Batı Avrupa ve Uzak Doğu’da
(Japonya) yoğunlaşmaktadır. Şekil 1-2’den Türkiye’nin
İnternet kullanıcı sayısı bakımından Ortadoğu, Orta Asya ve Afrika ülkeleriyle
aynı seviyelerde olduğu anlaşılmaktadır.
İnternet, orijinal olarak bilim adamları arasında hızlı iletişim ve bilgi paylaşımını gerçekleştirmek üzere tasarlanmış olmakla birlikte, daha sonra ticari ve diğer amaçlar için de kullanılmaya başlanmıştır. Giderek de gündelik hayatla daha çok bütünleşmektedir. Gerçekten de, İnternet'e bağlı bilgisayarlar arasında her gün bilim, ticaret, eğlence vs. gibi konularla ilgili belki binlerce kütüphanelik bilgi akışı gerçekleşmektedir. İnternet’in giderek daha çok kullanıldığı alanların başında ise eğitim gelmektedir.
İnternet, Türkiye’ye 1994 yılında OTDÜ ve TÜBİTAK’ın işbirliği ile geldi. Türkiye’de İnternet’in gelişmesi açsından iki önemli projeden söz edilebilir. Bunlardan birincisi, Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) tarafından yürütülen Ulusal Ağ ve Bilgi Merkezi (ULAKBİM) projesidir. Ulusal Ağ (ULAKNET) ve Ulusal Bilgi Merkezi (UBİM) adlı iki kısımdan oluşmaktadır. Bu projenin ULAKNET kısmı göreli olarak kısa sayılabilecek bir sürede, Türkiye’deki bütün üniversiteleri bir omurga üzerinden birbirlerine ve oradan İnternet’e bağlaması bakımından başarılıdır. Ancak, UBİM için aynı şeyi söylemek mümkün değildir. Nitekim, bu yazının yazıldığı sırada UBİM’in İnternet üzerinden kullanıma sunulmak üzere hazırladığı veya İnternet üzerinden kullanıma sunulmasına aracılık ettiği tek bir “ulusal” veri tabanı (bilgi bankası) dahi bulunmamaktaydı.
|
Sekil 1-2: Dünyada ve Türkiye’de İnternet Kullanıcılarının Dağılımı |
|
|
|
|
İkinci proje, Türkiye Üniversiteleri İçin Bilişim Eğitimi
Programları Geliştirilmesi Projesi adı altında Yüksek Öğretim
Kurulu (YÖK) tarafından yürütülmektedir. Bu proje, tüm disiplinlerdeki
üniversite öğrencilerinin bilgisayar okuryazarı olmalarını
ve bunların bir kısmının kendi alanlarında yazılım geliştirebilecek düzeye
getirilmelerini amaçlamaktadır. Buna
göre, üniversiteler genelinde yaygın bilgisayar eğitimi ile ilgili bir
zorunlu ve bir dizi de seçmeli ders önerilmektedir. Derslerin verilmesini
temin ve koordine etmekten sorumlu olmak üzere de rektörlüklere bağlı
disiplinler arası destek bölümü niteliğinde Enformatik Bölümlerinin
kurulması planlanmaktadır. Bu bölümlere
eleman yetiştirmek amacıyla da, 1997 yılı içinde Orta Doğu Teknik Üniversitesi
(ODTÜ) bünyesinde Enformatik Enstitüsü kurulmuş ve 1997 Eylül
ayında eğitime başlayan Bilişim Bilimleri yüksek lisans programına
diğer üniversitelerden elemanlar sınavsız olarak alınmaya başlanmıştır.
Proje hedefleri doğrultusunda, operasyonel, teknolojik ve ekonomik olurluklar göz önüne alınarak bazı öneriler geliştirilmiştir. Söz konusu bu öneriler hakkında ayrıntılı bilgi YÖK web sitesinde bulunabilir, dolayısıyla bunlar üzerinde burada durulmayacaktır. Ancak, burada vurgulanması gereken önemli nokta, enformatik derslerinin verilmesiyle ilgili olarak, önerilen temel yaklaşımdır. Buna göre, dersler her bölümün kendi elemanlarınca verilecektir. Ayrıca, asenkron olarak İnternet üzerinde verilmesi seçeneği üzerinde de durulmuştur.
Her
üniversitenin derslerin verilebilmesi için gerekli bütçe ve kadroları edinmede kademeli bir geçiş planı
yapması ve derslerin de değişik bölümlerde kademeli olarak açılması
tavsiye edilmektedir.
Yeni
bir gelişme olarak, YÖK, 14 Ocak 2000 tarihinde yayınladığı bir yönetmelikle,
İnternet’e dayalı uzaktan eğitim
projelerine destek vermeye başlamıştır. Üniversitelerarası
İletişim ve Bilgi Teknolojilerine Dayalı Uzaktan Yükseköğretim Yönetmeliği’nin
amaçları,
1-Üniversitelerin eğitim-öğretim
olanaklarının paylaşılmasını sağlayarak üniversiteler arasında
akademik yardımlaşmayı kolaylaştırmak; 2- bilgi ve İletişim
teknolojilerinin sağlandığı etkileşimli ortam, çoklu ortam olanakları
ve sınırsız bilgiye ulaşabilme
özellikleri sayesinde eğitimin etkinliğinin artırılması; ve 3- yükseköğretimi
yeni öğrenci kitlelerine yaygınlaştırmak ve verimini artırmaktır.
Yukarıda da belirtildiği gibi, eğitim, İnternet’in en çok kullanıldığı
alanlardan biridir. İnternet, özellikle de Web, etkileşimli, multi-medya ve “non-linear” bir ortam sağlamaktadır.
Bu özellikler aktif (katılarak, yaparak) öğrenmeyi desteklemektedir. Ayrıca,
klasik öğretim metotlarına göre, daha az masraflıdır. Başlangıçta
yapılan (bazen büyük) bir yatırımdan sonra, öğrenci başına düşen
kullanım masrafı, kullanan öğrenci sayısındaki artış oranında düşmektedir
[1]
.
Ayrıca, İnternet
teknolojileri, öğretim elemanlarına, öğrenci hedef, öğrenme tarzı ve
kabiliyetlerindeki ferdî farklıları göz önüne alarak buna uygun eğitim
vermelerini mümkün kılmaktadır. Ayrıca, bu eğitimin “herhangi bir yerde, herhangi bir zamanda” (asenkron)
verilmesini sağlayarak hem öğrenciler hem de
öğretim elemanları için daha uygun
bir ortam yaratmaktadır.
Bu özellikler İnternet’in eğitim alanında bir devrime yol açtığını
göstermektedir. Bu durumu göz önüne alan ülkeler, eğitim alanında İnternet
kullanımını yaygınlaştırmak için gerekli yatırımları yapmaktırlar.
Nitekim, 2000 yılında Amerika’da bütün okulların %95’inin İnternet’e bağlanması öngörülmektedir. İngiltere’de
bütün okulların %45’i şu anda bağlanmış durumdadır. Pek çok ders, artık İnternet üzerinden verilmektedir. Bunlar arasında
Michigan State University tarafından verilen Osmanlı Tarihi de
bulunmaktadır. Geleneksel tarzda eğitim veren pek çok üniversite, giderek
artan sayıda dersini İnternete kaydırma çalışması yaparken, 1998 yılından
itibaren eğitimini tamamen İnternet üzerinden yürüten “İnternet Üniversiteleri”
faaliyet göstermeye başlamıştır.
İnternet üzerinden öğretimi yapılan konulardan biri de tarihtir. İnternet üzerinden erişilebilen geniş tarihi veri arşivleri, bu derslerde kullanılan malzemeyi sağlamaktadır [2] . Bu tür arşivlerin oluşturulması artan bir hızda sürdürülmektedir Konunun metodolojik ve pedagojik yönü de giderek daha çok ilgi çekmekte ve tartışılmaktadır. Mesela, International Association for History and Computing (Uluslararası Tarih ve Bilgisayar Birliği) <http://grid.let.rug.nl/ahc/ welcome.html>
İngiltere
branşının 14-16 Eylül 1999’da Londra’da yapılan yıllık konferansında
(ki bu konferanslara çoğu İngiltere’den olmak üzere ortalama
150-200 kişilik katılım olmaktadır) ele alınan konulardan ikisi,
“bilgisayar ve İnternet’in tarih yazıcılığı üzerindeki etkisini değerlendirme”
ve “bilgisayar ve İnternet
temelli tarih öğretimine pedagojik yaklaşımlar”dır. Ayrıca, konuya eğilen
makale sayısı da giderek artmaktadır
[3]
.
Türkiye’de
İnternet ve eğitim konusuna gelince. Bu çerçevede,
yukarıda sözü edilen YÖK projesi uyarınca kurulan ODTÜ
Enformatik Enstitüsü'nün yaptığı çalışmalar kayda değer
niteliktedir. Burada, 1998 yılı içerisinde İnternet üzerinden deneme amaçlı
bir Bilgisayar Grafikleri Dersi verilmiştir. Ayrıca, ODTÜ Kampusu içinde
verilmek üzere Bilgisayar Grafikleri, Görüntü işleme
ve Genel Kimya dersleri hazırlanmakta olduğu ve bunların daha
sonra diğer üniversitelere de sunulmasının planlandığı
bildirilmektedir.
Benzeri
faaliyetlerin kısa zamanda diğer üniversitelere de yaygınlaşması
beklenmelidir. Nitekim, Hacettepe Üniversitesi’nde de ODTÜ Enformatik
Enstitüsü’ne benzer amaçlarla bir Bilgi Teknolojileri Araştırma ve
Uygulama Merkezi’nin kuruluş çalışmaları başlatılmış bulunmaktadır.
Bu Merkezde, bu satırların yazarının da önerisiyle İnternet üzerinde
verilmesi düşünülen derslerden ikisi Bilim Tarihi ve Atatürk İlkeleri
ve İnkılap Tarihi’dir
Asenkron
AİT dersinde öğrenme verimliliği konusuna geçmeden önce, bu konuda eğitim
bilimcilerin iki önemli saptamasını vermek yerinde olacaktır: Ortalama
olarak, bir insanın sadece gördüğünün %20’si, hem görüp hem duyduğunun
%40’ı ve hem görüp, hem duyup hem de yaptığının %70’i kalıcı
olmaktadır
[4]
; Bir derste eğer yapılacak bir şey yoksa, öğrenilecek bir şey
de yoktur <http://edweb.bilkent.edu.tr>.
Görüldüğü gibi her iki saptama da, yaparak öğrenmenin altını çizmektedir.
O zaman, “AİT dersinde %70 öğrenme verimliliği nasıl
sağlanabilir?” sorusunun cevabı kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. Öğrencilerin
derse aktif katılması, yaparak öğrenmesi yoluyla. Peki, Asenkron AİT
öğrencilerin yaparak öğrenmesini nasıl sağlayacaktır?
[5]
İyi
planlanmış İnternete dayalı öğretim sistemleri genellikle, hipermetin (hypertext)
mantığına dayalı Web uygulamalarıdır. Buradaki temel öğe, pedagojik
kurallara göre tasarlanmış web sayfalarıdır. Ayrıca, e-mail ve canlı
oturumlar (chat, video konferans) yoluyla öğrencilerle diyalog kurulmakta ve
muhtemel sorulara cevap verilmektedir.
Bu
noktada, böyle bir sistemin öğrenmede %70 verimliliği nasıl sağlayabileceğine
ilişkin bir örnek yerinde olacaktır. Farz edelim:
1.
Lisans seviyesinde AİT bilgisi, sorgulayıcı bir kafa ve
2.
Ord. Prof. Dr. Sadi Irmak’ın “Atatürk’ün Dünyadaki
Yankıları” adlı makalesini bulunduran bir web sayfası (Atatürk Araştırma
Merkezi Dergisi 4(1985), 27-54).
Irmak’ın makalesinin girişinde şöyle yazmaktadır: “XX. Yüzyılda,
insanlığın geleceğine dönük ve gerçek bir ilericilik getirmiş olan başlıca
fikir akımı, Mustafa Kemal’in yarattığı Kemalizm’dir (Atatürkçülük).
Bunun en kesin delili şudur ki Kemalizm, en kısa bir zamanda Akdeniz çevresine,
Asya’ya, Afrika’ya yayılmış, Avrupa ve Amerika’da hayranlık uyandırmıştır.”
Sorgulayıcı bir
kafa, Irmak'ın bu ifadelerini ilk bakışta
çok abartılı bulacak, bunlara dayanak olarak gösterilen çoğu
gazete haberi ve anekdot türünden delilleri ise tatmin edici bulmayacaktır
(nitekim bu satırların yazarı bu makaleyi daha öğrenci iken okuduğunda düşüncesi
bu yönde olmuştu). Bu yüzden, bu cümleler sorgulayıcı bir kafa için
sadece ispatlanması gereken bir hipotez niteliğindedir.
Gerçekten
de bu hipotez, bu satırların yazarının kafasında uzun yıllar ispat
edilemeden kalmıştı. Ta ki, yakın zamanda Atatürk
Araştırma Merkezi'nin yürüttüğü bir proje kapsamında oluşturulan
ve kendisinin de programcısı olduğu bir veri tabanına dünyanın dört bir
yanından büyük bir titizlikle derlenen veriler yükleninceye kadar
[6]
.
Söz
konusu bu proje, Atatürk, Milli Mücadele ve Türkiye Cumhuriyeti hakkında
yurt dışında yayınlanmış eserlerin bibliyografyalarının hazırlanması
ve bu eserlerin Türkiye’ye kazandırılmasını amaçlamaktadır.
Proje
kapsamında oluşturulan veri tabanı, Türkiye dışında çeşitli dillerde
yayınlanmış kitaplarla ilgili, şu anda, altı bin civarında künye
bulundurmaktadır. Bu veri tabanın ana menüsü Şekil 3’te
verilmiştir.
Şekilde
de görüldüğü üzere bu menüde bibliyografik künyeler ve ilgili diğer
bilgilerin girilebilmesi için düğmeler yanında, girilen bilgilerden
hareketle otomatik olarak üretilen bir takım istatistikler de alınabilmektedir-ancak,
tabii hazır istatistikler eldeki soruya
cevap vermiyorsa yeni sorgulamalar da yapılabilmektedir.
|
Şekil 3: Atatürk Bibliyografyası Projesi Veri Tabanı Ana Menüsü |
|
|
Otomatik
olarak üretilen istatistiklerden
biri de, hangi dilden ne kaç
tane kitap girildiğine dairdir. Peki, bu istatistik Atatürkçülüğün dünyanın
dört bir yanına yayıldığına ilişkin yukarıda sözü edilen hipotezi
test etmekte kullanılabilir mi? Buna
cevap evettir çünkü bir fikir ya da düşüncenin yayıldığını onun
hakkında kitap yazılmasından daha kesin ne gösterebilir? Bu istatistik
Tablo 1’de verilmiştir.
[7]
Tabloda da görüldüğü üzere, Atatürk, Milli Mücadele ve Türkiye
Cumhuriyeti hakkında dünyanın dört bir yanında, 46 değişik dilde eser
yayınlanmıştır. Bu tablodaki veriler, Irmak’ın “Atatürkçülük,
en kısa bir zamanda Akdeniz çevresine, Asya’ya, Afrika’ya yayılmış,
Avrupa ve Amerika’da hayranlık uyandırmıştır” ifadelerini büyük ölçüde
destekler mahiyettedir. Ancak, sorgulayıcı kafa soru sormaya devam
etmektedir: “peki, bu
kitaplar ne zaman yayınlanmıştır?”
|
Tablo 1: Atatürk, Milli Mücadele Türkiye Cumhuriyeti Hakkında Yurt Dışında Yayınlanmış Eserlerin Dillere Göre Dağılımı |
|
| Dil |
Sayı |
|
Almanca |
618 |
|
Arapça |
87 |
|
Arnavutça |
8 |
|
Azeri
Türkçesi |
3 |
|
Bengale
dili |
12 |
|
Boşnakça |
14 |
|
Bulgarca |
62 |
|
Çekce |
46 |
|
Çince |
55 |
|
Danimarka
dili |
31 |
|
Endonezya
Dili |
2 |
|
Ermenice |
5 |
|
Farsça |
87 |
|
Fince |
2 |
|
Flamenkçe |
2 |
|
Fransızca |
899 |
|
Hırvatça |
12 |
|
Hindistan'da
Bengali dili |
3 |
|
Hindistan'da
Gujratı Dili |
2 |
|
Hindistan'da
Hindu dili |
15 |
|
Hindistan'da
Kannada dili |
1 |
|
Hindistan'da
Marathı dili |
2 |
|
Hindistan'da
Tamil dili |
5 |
|
Hollanda
dili |
1 |
|
İbranice |
4 |
|
İngilizce |
2939 |
|
İspanyolca |
36 |
|
İsveççe |
58 |
|
İtalyanca |
112 |
|
Japonca |
21 |
|
Korece |
12 |
|
Lehce |
75 |
|
Macarca |
35 |
|
Makedonca |
3 |
|
Malayca |
3 |
|
Malezya
dili |
1 |
|
Osmanlıca* |
1 |
|
Portekizce |
1 |
|
Romence |
35 |
|
Rumca |
2 |
|
Rusça |
626 |
|
Sırpça |
47 |
|
Slovakca |
8 |
|
Ukraince |
4 |
|
Urduca |
17 |
|
Yunanca |
164 |
Bu
soruya, veri tabanından basit bir sorgulama sonucu elde edilen cevap Şekil
4’de hem tablo hem de grafik olarak verilmiştir.
Grafikte görüldüğü üzere, Atatürk, Milli Mücadele ve Türkiye
Cumhuriyeti hakkında yurt dışında yapılan yayınların sayısı 1920’li
yıllardan itibaren yükselmeye başlamış ve (1930-39) döneminde yaptığı
bir zirveden sonra ikinci dünya savaşı ve hemen sonrasına denk gelen yıllarda
görülen bir gerilemenin ardından, 1960-69 döneminde yeniden bir zirve daha
yapmış, ancak bundan sonra tekrar iniş eğilimine girmiştir. Özellikle,
1990’lı yıllardan sonra iniş eğiliminin hızlandığı gözlemlenmektedir.
Acaba bu, 1990’da Berlin duvarının yıkılması ve Sovyetlerin dağılmasının
ardından sone eren soğuk savaş dönemiyle birlikte Türkiye’nin dünyadaki
öneminin azaldığı iddialarını doğrulamakta mıdır? Belki. Burada
dikkat edilmesi gereken bir başka faktör de İnternet’tir. Yukarıda açıklandığı
üzere, İnternet bütün dünyada tam da bu dönemde, yani 1990’lı yıllardan
itibaren yaygınlaşmaya başlamıştır. Atatürk ve Türkiye Cumhuriyeti
hakkında pek çok yayın artık İnternet üzerinden elektronik olarak yapılmaktadır.
Atatürk Araştırma Merkezi'nin projesi ise sadece basılı yayınlarla
ilgilidir.
|
Şekil
4: Atatürk ve Türkiye Cumhuriyeti Hakkında Yurt Dışında
yayınlanmış Kitaplar |
||
Yayın
tarihi
|
Sayı
|
![]() |
|
1919-Öncesi |
278 |
|
|
1920-29 |
920 |
|
|
1930-39 |
1363 |
|
|
1940-49 |
||