XI. Uluslararası Tarih ve
Bilgisayar Konferansı
(Moskova, 20-24 Ağustos 1996)
Bilgisayar metodlarının tarihi problemlerin çözümüne uygulanması otuz yıldan fazla bir geçmişe sahiptir. Bu alandaki gelişmelerin tartışıldığı belli başlı forumlardan biri son on yıldır The Association for History and Computing-AHC (Tarih ve Bilgisayar Birliği) adlı uluslararası bir kuruluş tarafından her yıl değişik bir batı ülkesinde düzenlenen uluslararası düzeydeki konferanslar olmuştur. Bu yılki AHC konferansı, AHC Rusya branşının organizasyonu ile 20-24 Ağustos 1996 tarihleri arasında Rusya’nın en eski ve en büyük üniversitesi sayılan Moskova Devlet Üniversitesi’nde yapıldı. Konferans organizatörleri ise çoğunlukla, bu üniversitenin Tarih Fakültesi bünyesindeki Tarihi Enformatik Laboratuvarı'nda görevli araştırmacılardı.
Konferansa 25 ülkeden 150'den fazla bilim adamı ve araştırmacı katılmıştı (bunun yaklaşık 1/3 Rusya'dandı). Beş günlük konferansın ilk günü (20 Ağustos) biri Internet diğeri de bir multi medya yazılımı olan Microcosm hakkında tam gün süren iki paralel calistay yer aldı. Konferansın dördüncü günü (23 Ağustos) Moskova ve çevresine yapılacak geziler için ayrılmıştı. Geriye kalan üç günde ise tarihi bilgi-işlem konusunda yüzden fazla bildiri 26 oturum (seksiyon) halinde guruplandırılmıştı. Bu oturumlarda sunulan bildiriler, teorik-metodolojik konular, uygulamalar ve tarih öğretimi olmak üzere üç genel kategoride toplanabilir.
Bilgisayar metodlarının tarihi problemlerin çözümüne uygulandığı geçen otuz yıllık süreçte "tarihi bilgi-işlem" (tarihi bilişim, tarihi enformatik) adlı yeni bir disiplin ortaya çıktığı genel kabul görüyordu. Ancak bu yeni disiplinin diğer disiplinler arasındaki yerinin ne olduğu sorusuna farklı cevaplar veriliyordu. Ayrıca bu yeni disipline sağlam bir kavramsal ve teorik temel arayışı sürekli gündemdeydi. Bu konferansta, teorik-metodolojik konularda bildirilerin sunulduğu oturumlar canlı tartışmalara sahne oldu. Özellikle, konferansın beşinci günü yer alan "tarihi bilgi-işlemin bir teorisine doğru" konulu panel gerçekten öğreticiydi.
Bu panelde yer alan konuşmacılardan Peter Doorn (Leiden) ve Ingo Kropac (Graz) farklı bağlamlarda olmakla birlikte, tarihi bilgi-işlemi özde tarihi süreçler (process), yapılar, olaylar, fenomenler ya da kaynaklar hakkında bilgisayar ortamında temsil ve manuple edilebilir modeller geliştirmek olarak tanımladılar. Door'un aksine Kropac, tarihi bilgi işlemin kimliğini ve diğer disiplinler arasındaki yerini ortaya koymak için bu model geliştirme sürecinin kendisinin de bir formel modelinin yapılmasına, başka bir ifadeyle bir tarihi bilgi-işlem teorisine ihtiyaç olduğuna inanıyordu. Ona göre, böyle bir teori en iyi sibernetik bir yaklaşımla ortaya konabilirdi. Tarihi bilgi işlemin diğer disiplinler arasındaki yeri ile ilgili olarak, Natalia Selounskaya'nın (Moskova) onu kantitatif tarihin bir alt dalı olarak gördüğünü söylemesi şiddetli itirazlara sebep oldu. Doorn bu konudaki düşüncelerini bir Venn diagramı yardımıyla açıkladı (bkz. Şekil 1).

Doorn'a göre bir disiplin olarak tarihi bilgi-işlem hakkındaki görüş ayrılıkları A, B, C veya D gibi farklı noktalardan bakılmasından ileri geliyodu. Ona göre, tarihi bilgi-işlem en iyi A noktasından bakılarak tanımlanabilirdi; yani bu yeni disiplin, hem tarih, hem bilgisayar ve hem de istatistik bilimlerinden unsurlar içeriyordu. Tarihi bilişimcilerle "normal tarihçiler" arasındaki ilişki ise en az konferans oturumları kadar faydalı çay-kahve-yemek molası sohbetlerinde konu edildi; tarihi bilişimcilerin amacı normal tarihçileri kendi sahalarına çekmek değil, fakat onlara yardım etmek, onların kullanabileceği ürünler (mesela yazılım ürünleri) ortaya koymaktı.
Metodolojik konulara gelince... Bu konferansta, veri tabanı teknolojisi gibi artık iyice yerleşip yaygınlaşmış ve tarihi bilgi-işlem için temel kabul edilen konular yanında, nisbeten yeni gelişen/yaygınlaşan ve önceki konferanslarda hakkında ancak tek tük bildirilere rastlanabilen Internet ve çok ortam (multi-medya) teknolojileri hakkında ayrı oturumlara yer verilmesi dikkat çeken bir özellikti.
Veri tabanı, kısaca paylaşılabilir verilerin organize bir biçimde tutulduğu veri havuzu olarak tanımlanır. Bilgisayar ortamında bir veri tabanı oluşturmayı, mevcut bir veri tabanındaki verilerin erişilip manuple edilmesini ve yönetilmesini veri tabanı yönetim sistemleri sağlar. Veri tabanı yönetim sistemlerinin, dosya yönetim sistemlerine göre başka bazı üstünlükleri daha vardır: Veri bütünlüğü, tutarlılığı ve gizliliğini sağlamak. Veri tabanı yönetim sistemlerinin bu özellikleri onları, çok miktardaki verinin organize edilip işlendiği diğer pek çok alanda olduğu gibi tarihçilik alanında da gözde yazılımlar haline getirmişti. Ancak çözülmesi gereken bazı problemler vardı: Veri tabanı yönetim sistemleri orijinal olarak iş ve ticaret dünyası için geliştirilmişti. İş dünyasındaki kullanılan veriler ise amaçlı olarak derlenmiş temiz (hatasız), düzenli ve iki boyutluydu, yani karmaşık değildi. Oysa tarihi veriler çok boyutlu (karmaşık) ve düzensizdi, bu yüzden de mevcut ticari veri tabanı yazılımları tarihçiler için yetersiz kalıyordu. Öyleyse ne yapmalıydı? Koferansın ikinci günü yer alan "Veri Tabanı Modelleri" konulu oturumda bu problemle ilgili olarak iki yaklaşım ortaya çıktı.
Birinci yaklaşım Ramazan Acun (Ankara) tarafından temsil edildi. Ona göre mevcut ticari sistemler tarihi verilerin karakterine ve tarihçilerin ihtiyacına uygun olarak genişletilebilirdi. Acun'a göre son zamanlarda yapılan veri tabanı modeli çalışmalarında veri, nitelik, nicelik, yer ve zaman olmak üzere dört boyutlu olarak düşünülmeye başlanmıştı. Ancak, tarihi verinin veri tabanı modeli olarak yeterince temsil edilebilmesi için verinin elde edildiği kaynağın da yeni bir boyut--5. boyut--olarak ele alınması gerekliydi. Acun, bu yaklaşımın avantajlarını Osmanlı Tahrir Defterleri için modelleme çalışmasına dayanarak açıkladı.
İkinci yaklaşım Janet Burt ve Tom James (Winchester, İngiltere) tarafından temsil edildi. Onlara göre, iş ve ticaret dünyasında faaliyet gösterenler verinin kendisinden uzaklaşıp çok soyut düzeyde veri arasındaki ilişkilere bakma eğilimindeydiler. Tarihçiler ise tam aksine tarihi verinin bizzat kendisine, onun yapısında mevcut karmaşa ve düzensizliğe özel ilgi göstermekteydiler. Bu yüzden, Winchester "probate register"ları ile ilgili projeleri için piyasada mevcut ticari veri tabanı yönetim sistemi yazılımlarını doğrudan veya genişleterek kullanmak yerine, tamamen tarihçiler tarafından ve tarihçilerin ihtiyacına uygun olarak geliştirilmiş bir yazılım olan Kleio'yu kullanmaya karar vermişlerdi. Kleio'nun mümkün kıldığı bulanık (fuzzy) veri modelleme tekniğinde tarihi belgelerdeki veriler arasındaki karmaşık ilişkiler daha iyi temsil edilebiliyordu. üstelik bu işlem sonucunda hiç bir bilgi kaybı olmuyordu.Ancak bildiri sahiplerinin kafasında bir veri modelinin sağlam bir matematiksel bir temele dayanmasının gerekip gerekmediği konusunda soru işaretleri vardı. Bunların cevabını verecek safhaya ise henüz gelmemişlerdi. Belli ki kleio kullanarak yapılan modelleme böyle bir sağlam temel sağlamıyordu. Buna karşılık iş dünyasında kullanılan ilişkili veri tabanı yönetim sistemleri böyle sağlam bir temele sahip olma üstünlüğüne sahiptiler.
Bu oturumdaki üçüncü bildiri "Tarihi Abideleler Veritabanları İçin Çok Katmanlı Bir Hipertekst Modeli Modeli" başlıklı olup Rus Bilimler Akademisi bünyesinde bulunan Doğu Araştırmaları Enstitüsünden E. Golovanov, A. Staliarov ve D. Vasilyev tarfından ortak hazırlanmıştı. Burada, esas itibariyle bir abide (yazıt) ile ilgili farklı formlardaki bilgiler, mesela, abidenin imajı (fotograf veya resim), orijinal alfabesiyle yazılı metni, metnin transliterasyonu (Latin veya Kril alfabesine), metnin çevirisi (Rusça'ya, İngilizce'ye veya her ikisine birden) ve kaynak hakkında genel bir değerlendirmenin her biri bir katman olarak düşünülmüştü. Katmanlar arasında ve her bir katman içinde farklı bilgi kategorileri arasında hipertekst mantığına dayalı bağlantılar krulmuştu. Bu metot kullanılarak üç adet prototip veri tabanı oluşturulmuştu. Bunlardan birisi olan TURK-RUNIKA, Yukarı Yenisey bölgesi Göktürk yazıtları hakkındaydı.
Çoklu ortam (multi-medya) teknolojisi sayısal ve alfasayısal veriler yanında görüntü (resim, fotoğraf, video) ve ses türü verilerin de bilgisayar ortamında depolanıp, erişilmesine ve işlenmesine imkan vermektedir. Bu teknolojinin kendileri için potansiyelini gören özellikle arşivci, müzeci ve sanat tarihçilerinin girişimiyle bir çok Avrupa ülkesinde müze ve arşiv kolleksiyonlarının dijitize edilerek bilgisayar ortamına aktarılması sonucunda çok geniş dijital arşivler (görüntü bankaları) oluşmuştu. Kleio sisteminin tasarımcısı Manfred Thaller (Gottingen) ve öğrencilerinin ağırlıklı olarak yer aldığı "dijital arşivler" konulu oturumda cevabı aranan temel soru, "böylesi büyük görüntü bankaları gerçeği karşısında tarihçinin yapması gereken neydi?" Öyle ya "henüz hiç bir tarihçi bir milyon sayfa dijital dökümanın özlü ve düzenli bir tarihi bilgi seti haline nasıl getirileceğini bilmiyordu". Thaller'a göre, doğrusal olmayan (nonlinear) hipertekst tekniğine dayalı bir yayıncılık türü belki de bu soruya cevap olabilirdi.
Global bilgisayar ağı (daha doğrusu ağların ağı) Internet çok kısa sürede inanılmaz bir gelişme gösterdi. Bir iletişim, bilgi erişim ve yayım aracı olarak, araştırıcı ve eğitimcilerin olmazsa olamaz araçları arasına girdi. Bu konferansta yer alan "Internette tarih" oturumunda sunulan bildiriler bunun tarihçiler için de geçerli olduğunu gösteriyor. Bu oturumda sunulan bildirilerin başlıkları Internet'in tarihçilerce kullanılma biçimleri hakkında yeterince fikir vermektedir: Hans Joergen Marker (Odense, Danimarka), "Demografik Bir Veri Tabanına Internet Vasıtasıyla Erişim"; James Seaman (Oregon, ABD), "Interneti Tarih Öğretimi İçin Bir Araç Olarak Kullanma"; Vladimir Vladimirov (Barnaul, Rusya), "Internet: Doğu ve Batı Siber Uzayda"; Frode Ulvund (Bergen, Norvec), "Internet, Öğrenci Tezleri için Yeni Bir Kütüphane?".
Spesifik bir tarihi olay, süreç ve fenomenler hakkında bilgisayarda temsil edilebilir modeller geliştirmek ve bu modellere dayalı olarak formüle edilen hipotezleri test etmek bilgisayarın tarihte kullanımının en eski biçimi olmuştur. Uygulamalar başlığı altında sınıflandırılabilecek bu türden bildiriler özellikle Rusyalı katılımcılar sayesinde sayıca çoğunluğu oluşturuyordu. "Ekonomik Tarihte Modelleme", "Sosyal Tarihte Modelleme" "Hane Halkı Tarihi", ve "Tarihi Demografyada Gelişmeler" adlı oturumlarda sunulan bildiriler Amerika’dan Azerbaycan’a kadar geniş bir coğrafyada yer alan bölgeleri kapsadı. Leonid Borodkin, Andrey Andrev ve Mikhail Levandovsky adlı üç Rus araştırıcı tarafından ortak sunulan, orijinal olarak fizikçiler tarafindan geliştirilen Kaos Teorisinin istikrarsız tarihi şüreçlerin modellenmesine örnek olarak, Rusyada devrim öncesi işci hareketlerinin analizinde kullanılmasına ilişkin bildiri bunlar arasında en ilginç olanıydı.
Bilgisayar destekli tarih öğretiminin, tarihi bilgi-işlemin bir alt dalı olarak gelişmesini sürdürdüğü bu konferansta sunulan bildirilerce bir kez daha ortaya çıktı.
Konferans, Moskova nehrinde düzenlenen tekne gezisinde verilen mükemmel bir veda partisiyle sona erdi.