Yeni Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu

 

Ramazan ACUN*

 

Bu makale, İLESAM Bülteni, 55(Ocak-Mart 2001), 4-7'de yayınlamıştır. Kaynak Göstermek kaydıyla Kullanılabilir.

 

 Telif hakları kişinin yarattığı fikir eserlerinin her mülkten daha fazla o kişiye ait olduğu düşüncesine dayanır. Bu hakların etkili korunması bilim ve sanat alanlarında yaratıcılığın teşviki açısından son derece önemlidir. Bu haklar, gelişmiş dünyada 18. yüzyıldan beri kanunlarla korunmaktadır. Türkiye’de telif hakları 1951 tarihli 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK) ile korunur. Bu kanun, ilim ve edebiyat eserleri (bilgisayar programları dahil), musiki eserleri, güzel sanat eserleri ve sinema eserlerini konu almaktadır ve bu alanlardaki eserlerin sahiplerine manevi ve mali olmak üzere iki grupta ele alınan haklar tanımaktadır.

 

Manevi haklar, eser sahibinin, eserinin sahipliğini üstlenme ve eserinin özelliğine ve bütünlüğüne saygı gösterilmesini talep etme hakları ile ilgilidir. Mali haklar ise eser sahibinin eserinden kazandığı para ile geçinebilmesini sağlayan haklardır. Bunlar işleme, çoğaltma, yayma ve temsil etme haklarıdır. Eser sahiplerinin izni olmadan başkaları bu hakları kullanamazlar. Tanınan bu hakların koruma şekli, süresi ve getirilen istisna ve sınırlamalar eser türüne göre farklılık göstermektedir.

 

Getirilen istisna ve sınırlandırmalar, eğitim ve araştırmayı ve genel olarak toplumun bilgilenmeye olan ihtiyacını göz önüne alır. Böylece, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, ilk bakışta birbiriyle çelişir görünen fert olarak yaratıcının hakları ile toplumun bilgi ve öğrenmeye olan ihtiyacını dengelemeye çalışır. Bu dengeyi kurmaktaki amaç, yaratıcılığı teşvik etmek, bilim ve sanatları geliştirmektir.

 

Telif hakları kanunları, iletişim, basım ve dağıtım teknolojilerinde ve bunlara bağlı olarak uluslararası hukukta meydana gelen gelişmeler göz önüne alınarak zaman zaman güncelleştirilmektedir. Nitekim, Türkiye’de 1951’de kabul edilerek yürürlüğe giren  FSEK, 1983’te, 1995’te ve sonuncusu da geçtiğimiz Mart ayında olmak üzere üç defa değiştirilmiştir.  Bu yazının konusu da FSEK’te yapılan bu son değişiklikleri değerlendirmektir. Ancak bundan önce 1995’te yapılan düzenlemelere ve sonrası gelişmelere kısaca bir göz atmakta fayda vardır.

 

1995 değişiklikleri, Türkiye-AB Gümrük Birliği Mevzuat uyum çalışmaları çerçevesinde gerçekleştirilmiştir. Bu değişikliklerle, bilgisayar programları, veri tabanları, sinema eseri sahipliği, koruma süreleri, meslek birlikleri, eser sahiplerinin haklarının ihlalinde verilen cezalarla ilgili düzenlemeler yapılmıştır. Ayrıca, eser sahiplerinin mali ve manevi haklarına zarar vermemek kaydıyla, fikir ve sanat eserlerini özgün biçimde yorumlayan icracı sanatçılarla, bir icrayı ya da  sesleri ilk defa tespit eden ses taşıyıcı (fonogram) yapımcıları  ve radyo televizyon kuruluşlarının sahip olduğu haklar “komşu haklar” adı  altında ilk defa olarak Kanun kapsamında  tanımlanmıştır.

 

FSEK’te 1995 yılında yapılan söz konusu bu değişikliklerden sonra Türkiye, “Edebiyat ve Sanat Eserlerinin Korunmasına İlişkin Bern Sözleşmesi'nde Değişiklik yapan ve 1979'da tadil edilen Paris Metni”ne  ve “İcracı Sanatçılar ve Fonogram Yapımcıları ve Yayın Kuruluşlarının Korunmasına Dair Roma Sözleşmesi”ne taraf olmuş, ancak  FSEK’in bazı maddelerinin bu sözleşmelerle uyumsuz olduğu ortaya çıkmıştır. Yine, FSEK’in Türkiye’nin de taraf olmak istediği, 1996 yılında imzalanan, telif hakları ve icralar ve fonogramlarla ilgili iki  WIPO (World Intellectual Property Organisation: Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü) antlaşması uyarınca güncelleştirilmesi gerekmiştir.

 

Ayrıca, 1995’te yapılan bir kısım değişikliklerin uygulamada beklenenin aksine sonuçlar doğurduğu görülmüştür. Özellikle, FSEK 42. maddedeki "aynı alanda birden fazla meslek birliği kurulabilir" hükmü, eser sahiplerinin haklarının korunması, güçsüz, zayıf ve bilgi açısından yetersiz birtakım birliklerin eline geçme ortamını yaratmıştır.  1995’te yapılan düzenlemelerin yetersiz kaldığı bir başka nokta da ihlallerde verilen cezalar olmuştur.

 

İşte, bütün bu yetersizlikleri ve sakıncaları gidermek amacıyla hazırlanan, “FSEK’in bazı maddelerinin değiştirilmesine ilişkin 4630 sayılı Kanun”, 3.3.2001 tarihinde resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Böylece, Kültür Bakanımız Sayın İstemihan Talay'ın da ifade ettiği gibi "ülkemizde güçlü bir fikri mülkiyet sisteminin kurulmasına yönelik önemli bir aşama kaydedilmiştir".  İLESAM, Kütür Bakanlığı yetkililerine, TBMM Komisyonlarına ve basına yazılı ve sözlü görüş bildirerek kanunun hazırlanması sürecine aktif olarak katılmıştır.

 

Her ne kadar Kanun tasarısının hazırlanması ve TBMM komisyonlarında görüşülmesi uzun sürmüşse de (tasarının TBMM Milli Eğitim, Kültür ve Gençlik ve Spor Komisyonunda görüşülmesine 21 Ekim 1999 tarihli Birleşimde başlanmıştır),  Kanun,  Genel Kurulun 21.2.2001 tarihin-deki oturumunda “temel yasa” olarak gündeme alınmış ve  bütün partilerin desteğiyle oy birliği ile kabul edilmiştir. Böylece, Türkiye’nin dış dünyadaki, fikri hakların korunmadığı, “Korsan Yayın Cenneti” şeklindeki imajının silinmesine yönelik çok açık bir kararlılık ortaya konmuştur.

 

Kanunun bütününü bu kısa yazıda ele almak mümkün değildir. Ancak,  İLESAM açısından önemli bulduğumuz Meslek birlikleriyle ilgili düzenlemeyi yapan 42. Madde ile haklara tecavüzün önlenmesiyle ilgili düzenlemeleri yapan 81. Maddeyi burada kısaca değerlendirmek istiyoruz.

 

42. Maddede yer alan, aynı alanda birden çok meslek birliği kurulabileceğine ilişkin hüküm son değişiklikle de korunmaktadır. Ancak, aynı alanda yeni meslek birlikleri kurulabilmesi için bazı kıstaslar getirilmiştir. Maddeye göre, bir alanda ilk kez bir meslek birliği kurabilmek için, “eser sahipleri veya icracı sanatçılar bakımından zorunlu organlarının asıl üye sayısının dört katı kadar gerçek kişiler; yapımcılar veya radyo-televizyon kuruluşları bakımından bu organların iki katı kadar gerçek veya tüzel kişiler" izin almak üzere Kültür Bakanlığına başvurmak zorundadırlar.

 

Aynı alanda başka bir meslek birliğinin kurulabilmesi için ise, en büyük meslek birliğinin üye tam sayısının üçte biri oranında kurucu üye bulmaları gerekmektedir. Kanunun ifadesiyle, “....yukarıda zikredilen kurucu üye sayılarından az olamamak kaydıyla o alanda kurulmuş en fazla üyesi olan meslek birliğinin üye tam sayısını 1/3’ü kadar üye olma niteliklerini taşıyan gerçek veya tüzel kişiler faaliyet izni almak üzere Bakanlığa başvururlar.”

 

Bu maddede geçen üyelik,  kurucu üye sayısı ve üye tam sayısı gibi hususlar bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce kurulmuş meslek birlikleri için de aranmaktadır. "Kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren altı ay içerisinde bu maddede getirilen esaslara uygun hale gelmek mecburiyetindedirler. Bu süre içinde bu şartı yerine getirmeyen meslek birlikleri altı ay sonunda kendiliğinden dağılmış sayılır.”

 

Görüldüğü üzere, Kanun, yerden mantar biter gibi meslek birliği kurulmasının önüne geçerek “aynı alanda birden fazla meslek birliği kurulabilir" hükmünün doğurduğu, yukarıda kısaca temas edilen sakıncaları kısmen telafi etmektedir. Tabii burada gene uygulama ve denetim çok önemlidir. Bu maddeyle kendilerini köşeye sıkışmış hisseden bazı yeni meslek birlikleri üye sayılarını arttırmak için fiktif üye yazmak veya eser sahibi olmayan kişileri üye yapmak gibi teşebbüslerde bulunabilirler. Nitekim, üzülerek söylemeliyim ki, öyle yapıldığına dair duyumlarımız vardır.

 

81. Madde. Yukarıda bahsedildiği üzere bu madde haklara tecavüzün önlenmesiyle ilgili düzenlemeleri içermektedir. Burada şu hükümler dikkat çekicidir: "Musiki ve sinema eserlerinin çoğaltılmış nüshaları ile süreli olmayan yayınlara bandrol yapıştırılması zorunludur. Ayrıca kolay kopyalamaya müsait eserlerin çoğaltılmış nüshalarına da eser veya hak sahibinin talebi üzerine bandrol yapıştırılması zorunludur.

 

Bandroller Kültür Bakanlığınca bastırılır ve satılır. Bakanlık meslek birlikleri aracılığıyla da bandrol satışı yapabilir. Bandrol gelirleri, Bakanlık adına ulusal bir bankada açılacak hesaba yatırılır. Gelirler, fikri mülkiyet sisteminin güçlendirilmesi ile yurt içindeki ve yurt dışındaki kültür varlıklarının korunmasına ve devam ettirilmesine yönelik faaliyetlerde kullanılır"

 

Buradaki, "Bakanlık meslek birlikleri aracılığıyla da bandrol satışı yapabilir" hükmünün çıkartılacak bir yönetmelikle en kısa zamanda uygulamaya geçirilmesi ve bu satıştan elde edilecek miktarın belli bir yüzdesinin komisyon olarak ilgili meslek birliklerine bırakılması yerinde olacaktır. Ancak, bunun için meslek birliklerinin buna uygun idari ve teknolojik alt yapıya sahip olması gerekmektedir ki, bu konuda Bakanlığın meslek birliklerine ilave desteği şarttır. Ayrıca, yine bu maddedeki "gelirler, fikri mülkiyet sisteminin güçlendirilmesine yönelik faaliyetlerde kullanılır" hükmünün, hak yönetimi ve takibi konusunda önemli role sahip meslek birliklerinin güçlendirilmesini de kapsaması tabii olduğuna göre, bandrol satışının yukarıda bahsedilen çerçevede sadece meslek birlikleri aracılığıyla yapılması bile düşünülmelidir.

 

Bu kanunla, mali ve manevi hak ihlallerinde verilecek para ve hapis cezaları önemli ölçüde artırılmıştır ki, bu çok olumludur. Ancak bu cezaların gerçekten caydırıcı olabilmesi, hak sahiplerinin haklarının takip ve yönetimini ne derecede etkili yapabilecekleriyle yakından ilgili olacaktır. Burada tabii ki en önemli görev meslek birliklerine düşmektedir. Ancak şimdiki durumda meslek birlikleri ihlal durumlarında dava açmak için gerekli parayı bul-makta bile zaman zaman zorlanmaktadır. Bandrol satışının sadece meslek birlikleri aracılığıyla yapılması bu açıdan da önem kazanmaktadır.

 

Sonuç olarak, istenilen hedefe ulaşmak için kanun çıkartmanın tek başına yeterli olmadığı, önemli olanın uygulama olduğu artık herkes tarafından çok iyi bilinmektedir. Bakanlığın, Kanunun uygulanmasına kılavuzluk edecek, Kanunda öngörülen çeşitli yönetmelikleri çıkartmak için çalışmalara başladığını biliyoruz. Kanunun hazırlanmasında olduğu gibi yönetmeliklerin hazırlanmasında da İLESAM olarak üzerimize düşeni fazlasıyla yapacağız.

 

Ülkemizde, bilim, edebiyat ve sanatların gelişmesinde etkili bir hak takip mekanizmasının kurulup işletilmesinin öneminin ve burada  İLESAM'a  düşen rolün bilincindeyiz.

 



* İLESAM Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı; H.Ü. Öğretim Üyesi. Web: http://yunus.hacettepe.edu.tr/~acun;  E-mail: acun@hacettepe.edu.tr .